• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-10-09
  • Muğla’da işkenceye uğrayıp, çıplak şekilde asfalta yatırılarak fotoğraflanan yedi kişi bir haftadır çıplak tutuluyor

    Derhal etkin soruşturma başlatılması gerektiğini ifade eden hak savunucularından İHD İstanbul Şubesi Genel Başkanı Gülseren Yoleri ise yapılan uygulamayı “Kürtlerin bu ülkede bir arada yaşama isteğini ortadan kaldırmaya dönük bir saldırıdır” diyerek yorumladı.

     

    Muğla’da darp edilip çırılçıplak soyulan, ters kelepçe ile yere yatırılarak gözaltına alınan 7 kişiden Veysi Şengil ve Ekrem Altay avukatlarıyla önceki görüşebilmişti.

     

    Görüşmeyi gerçekleştiren avukat Gülfer Karadeniz, gözaltındakilerin ayaklarında ayakkabı bile olmadan hücrelerde tutulduklarını söyledi ve gözaltına alınanların vücutlarında kırık ve morluklar olduğunu belirtmişti.

     

    İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurduklarını söyleyen Veysi Şengil’in amcası Abdurrahman Şengil’in aktardığına göre gözaltındakilerin son durumu şöyleydi:

     

    Avukatı akşam üzeri bizi aradı. Veysi ile görüşme sağlamış ve Veysi hala çırılçıplak bir vaziyette bekletiliyor. Üzerinde pantolonu dahi yokmuş. Ayakkabı ve çorapları yok. Burnu kırılmış, elmacık kemikleri ve yüzünün büyük bir kısmında morluklar bulunuyormuş. Veysi avukat aracılığı ile bizden kıyafet istedi ancak hafta sonu bahane edilerek elbiseleri ulaştırmadılar.

     

     ‘Bir arada yaşama isteğini ortadan kaldırmaya dönük bir saldırı’

     

    Öte yandan 7 kişinin darp edilerek, ters kelepçeli bir şekilde çıplak yere yatırılmasına tepkiler de gelmeye devam ediyor.

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) temsilcileri, derhal etkin soruşturma başlatılması gerektiğini ifade ediyor.

     

    Mezopotamya Ajansı’na konuşan TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve İHD İstanbul Şubesi Genel Başkanı Gülseren Yoleri sorumluların cezalandırılması gerektiğini de belirtiyor.

     

    Gülseren Yoleri, fotoğrafları “dehşet” şeklinde yorumlayarak şunları aktarıyor:

     

    Canlı olduğu halde, sırf gözaltı işlemi yapılırken, böyle bir muameleye maruz bırakılmak direk olarak insan onurunu hedef alan bir uygulamadır. O insanların bu toplum içinde yaşamaya devam edecek olmasını da düşünecek olursak sadece onur kırıcı bir davranış olarak geçiştirilecek bir durum olmadığı görülecektir. O insanların bu ülkede yaşamlarını sürdürmelerini çok zora sokacak bir sonuçtan bahsediyoruz.

     

    Ortada sadece bir işkence değil, ama bir arada yaşama duygusunu ortadan kaldıracak bir uygulamadan da bahsediyoruz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı her ne kadar da ‘Anayasa’yı takmam’ dese de Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere göre de suçtur. Bu suçu işleyenlerin bunu bilerek ve planlayarak yaptıklarını da göz önünde tutarsak büyük bir suç işlediklerinin altını çizmek lazım. Bugün belki iktidarın işkenceye onay vermesi sebebiyle soruşturulmuyor, kovuşturulmuyor; ama en nihayetinde hesabı verilmesi ve cezasının çekilmesi gereken bir suç.

     

    “Ben aslında o fotoğraflara bakınca korkuyu da gördüm” diyen Yoleri, şöyle devam ediyor:

     

    Korku yerde yatanlarda, elleri kelepçelenenlerde değildi. Aslında korku en çok da onların tepelerinde dolananlardaydı. Düşünün ki bir insanın iç çamaşırının içinde bile bomba olabileceğini varsayacak kadar korkudan söz ediyoruz. İşin bir tarafında bu korkuyla hareket eden bir iktidardan söz ediyoruz. O yüzden insan hakları savunucuları olarak çok üzen bir görüntü, insan onuruna yakından bir saldırı; ama öte yandan iktidarın korkusunun aslında daha neye yol açabileceğinin, tahmin edemeyeceğimiz kadar saldırgan, onursuz bir yaklaşımla halka saldırabileceğinin bir yansımasıdır. Kürtlerin bu ülkede bir arada yaşama isteğini ortadan kaldırmaya dönük bir saldırıdır. Neresinden bakarsanız elle tutulamayacak, kabul edilemeyecek bir uygulama.

     

    ‘Bütün topluma bir mesaj veriliyor’

     

    Metin Bakkalcı ise yapılan uygulamaya dair şunları söylüyor:

     

    Muğla’daki fotoğrafların bizzat kendisi her düzeyde tanımlanmış olan bir işkence ve kötü muamele olgusunu göstermektedir. Bu konu hakkında etkin soruşturma sürecinin derhal başlatılması gerekiyor. Uluslararası insan hakları değerlerine denk düşecek şekilde sorumluların cezalandırılması gerekli.

     

    “Bu görüntüler ilk değil” diyen Bakkalcı, şöyle devam ediyor:

     

    Bu görüntülerin nasıl çıktığı ayrı bir tartışma konusudur. Ama nasıl çıktığının ötesinde şu aşikar ki, bu şekilde çıplak beden üzerinden şiddet toplumda yeniden üretiliyor. Bunun içerisinde zaman zaman örtük, zaman zaman da açık bir şekilde bütün topluma bir mesaj veriliyor. Bir şekilde ‘öteki’ diye nitelenen her kimse ‘her şey kendilerine mubahtır, her şey bunlara yapılabilir’ gibi bir mesaj verilmek isteniyor.

     

    Gazete Karınca