• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-04-22
  • Beton, saksı saksı lale, başında bekleyen güvenlikçiler…

    AKP döneminin en tipik özelliklerinden biri de yeşilin üzerinden silindir gibi geçen gridir. İstanbul’un siluetine yukardan baktığınızda çevrede kalmış Kuzey Ormanları dışında herhangi bir yeşilin kalmadığını, kentin bir beton yığınağı haline geldiğini görürsünüz

     

    Kentin içine girdiğinizde görüntü daha da ilginçleşir… Devasa gökdelenler, plazalar, duble yollar, dağınık yapılaşma; gece gündüz çalışan park bahçe işçilerinin süsleme sanatını da kullandıkları çiçek dikimleriyle “ferahlatılmaya” çalışılır. Yeşili yok ederken böylesine külfetli ve aynı zamanda yapay bir yeşillendirmeye gitmek gerçekten de garip bir pazarlamacı kafasıyla olabilir ancak. Her şeyle şirket mantığıyla ilişki kuran neoliberal “ustalığın” kentlerdeki yeşille kurduğu ilişki de böyle bir şey. Ağacı-bitkiyi yağmaya açarak beton yığınları için alan açanlar, sonrasında göz boyarcasına tüm otoban kenarlarına, kentlerin çeşitli noktalarına, buldukları küçücük boş alanlara saksılarla yeşillik kondurmak için didiniyorlar.

     

    Taksim Meydanı’nın bugün basına da yansıyan görüntüsü bu içler acısı durumun en karikatürize olmuş halidir. “Türkiye’nin en büyük meydanı yapacağız” dedikleri ve Gezi’deki ağaçları kesip ranta açarak işe başladıkları Taksim bugün beton bir heyulaya dönüşmüş durumda. Eski görüntüsünden farklı olarak, bir şeylerin üstü kapatılmak isteniyormuş aceleciliği ve kabalığıyla tam bir garabet haline getirildi. Son şeklinin verilmesi için Gezi'deki ağaçların "etkisiz hale getirilmesi" bekleniyor. 

     

    Meydan’ın bu rahatsız edici görüntüsü çok konuşulmuş olmalı ki AKP çocuk kandırır gibi saksılar dolusu laleyle betonu kapatmaya girişti.

     

    Geçtiğimiz hafta “İstanbul Lalesiyle Buluşuyor” sloganıyla düzenlenen İstanbul Lale Festivali çerçevesinde alana tam 143 bin lale konuldu. Saksı saksı 143 bin lale… Bu ilginç görüntüyü daha ilginç kılansa, malını pazarlayan tüccar misali lalelerin başına diktirilen güvenlikçilerdi. Bunun gerekçesi de hazırdı, “lalelere zarar verilmesini engellemek”.

     

    Beton, saksı saksı lale, başında bekleyen güvenlikçiler… Bu postmodern ‘şaheser’ sizce de günümüzün garip bir özeti değil mi?