• Paylaş

    KATEGORİ : AGÎRE JÎYAN

    Eklenme tarihi : 2017-12-12
  • Cizre bodrumlarında yakılarak katledilen Orhan Tunç'un eşi: Bêkes televizyonda babasını görünce bizleri çağırıyor

    Cizre yasağının üzerinden geçen 2 yıla rağmen acılar halen tazeliğini koruyor. Eşi Orhan Tunç’un öldürüldüğü bodrumların yakınından her geçtiğinde kahrolduğunu söyleyen Güler Tunç, oğlu Bêkes’in babasını televizyonda görünce koşarak kendilerini çağırdığını aktardı.

     

    Şırnak Valiliği tarafından Cizre’de 14 Aralık 2015 ile 2 Mart 2016 tarihleri arasında ilan edilen “sokağa çıkma yasağı”nın üzerinden 2 yıl geçti. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin “Kıyamet benzeri bir tablo” nitelendirilmesi yaptığı yasak boyunca güvenlik güçleri tarafından çok sayıda ağır silah kullanıldı. 

     

    Yasak boyunca aralarında Yekineyên Parastina Sivîl (YPS) üyelerinin de bulunduğu 300'e yakın kişi yaşamını yitirdi. 200’den fazla kişi yaralandı ve çok sayıda asker, polis ile korucu yaşamı yitirdi. 80 bine yakın insanın göç etmek zorunda kaldığı çatışmalarda, resmi verilere göre; 3 bin civarında ev kullanılamaz hale geldi, 10 bin civarında ev ise hasar gördü.

     

    TUNÇ’UN ‘DİZ ÇÖKMEDİK’ SÖZÜ HAFIZALARA KAZINDI

     

    Cizre’deki yasak sırasında 3 evin bodrumunda yakılan onlarca insanın ölümü, gündemleşen ve kamuoyu tarafından tartışılan en önemli konu oldu. Mahsur kaldıkları bodrum katlarında ambulans beklerken aralarında Cizre Halk Meclis Eşbaşkanları  Mehmet Tunç ve Asya Yüksel, Gazeteci Rohat Aktaş, DBP PM üyeleri, MKM sanatçıları, KJA üyeleri ve öğrencilerin de bulunduğu 130 kişinin öldürülmesi toplumda derin yaraların açılmasına neden oldu. Halen her tartışmada ismi geçen kişiler arasında bulunan Halk Meclisi Eşbaşkanı Tunç’un öldürülmeden önceki “Biz diz çökmedik. Kalan insanların bizimle durur duyması lazım” sözleri ise hafızalara kazındı.  

     

    SAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ: HUKUKA UYGUN

     

    Tüm girişimlere rağmen öldürülen kişiler için yasak sonrası avukatlar aracılığı ile yapılan suç duyurularından 34’ü ise takipsizlik ile sonuçlandı. Onlarca kişinin yakılarak öldürülmelerini “hukuka uygun” kabul eden savcılık, takipsizlik kararını ise öldürülenlerin “örgüt üyesi” olduğu iddiasına dayandırdı.  Bunun yanı sıra halen cenazelerin bulunduğu düşünülen bodrumların bulunduğu alanda ise Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından aylar öncesinden konutlar inşa edilmeye başlandı. 

     

    GERİYE CİZRELİLERİN DİRENİŞİ KALDI

     

    79 günlük yasak boyunca, izine çıkarılan öğretmenler ve memurlar, gerçekleştirilen olağanüstü asker-polis sevkiyatı, hastane ve öğrenci yurtlarının karargâha çevrilmesi, cenazelerin sokaklarda kalması, sivil insanların keskin nişancı atışları ile öldürülmesi, rastgele atılan toplar ile yıkılan birçok mahalleye rağmen geride Cizrelilerin zor şartlar altında verdiği hayat mücadelesi tarihe iz bıraktı. 

     

    Tutulan “yas”tan dolayı düğünlerin 2 yıl aradan sonra yapıldığı kentte yaşanan acılar ise canlılığını koruyor. Bodrumlarda eşi Orhan ve kayınbiraderi Mehmet Tunç'u kaybeden Güler Tunç da bu acıyı yaşayanlardan sadece biri. 

     

    TUNÇ: YOKLUKLARINA ALIŞAMADIM

     

    2 yıl boyunca yaşadığı acının hiç hafiflemediğini ifade eden Tunç, yaşamını yitirenlerin yokluğunu her geçen gün daha derinden hissettiğini söyledi. Birlikte yaşadığı 6 aylık evlilik sürecinde eşi Orhan’ın kendisinde büyük izler bıraktığını dile getiren Tunç, tek teselli noktasını şöyle açıkladı: “Haklı bir mücadele için yaşamını yitirdi ve bu benim acımı hafifletiyor. Ama halen eşim ve arkadaşlarının yokluğuna alışamadım.”  

     

    ‘BABASI VE AMCASININ ÖLÜMÜNÜ BİLMİYOR’  

     

    Eşi yaşamını yitirdikten sonra dünyaya getirdiği oğlu Bêkes’in 2 yaşına gireceğini hatırlatan Tunç, Bêkes’in babasını sadece fotoğraflarda gördüğünü kaydetti. “Televizyonda babası ve amcasını gördüğünde koşarak bizi çağırıyor” diyen Tunç, “Henüz babası ve amcasının yaşamını yitirdiğini kendisine söylemedik. Büyüdüğünde mutlaka onları soracaktır” dedi. 

     

    ‘CİZRE BÊKES KALDI’

     

    Bu sokaklar ve caddeler onlarla güzeldi” diyerek duygulanan Tunç, caddelerin ve sokakların kendisine bomboş geldiğini belirtti. Tunç, “Sadece benim oğlum tek bêkes (sahipsiz) kalmadı. Bugün bu sokakların gerçek sahipleri yok. Aslında Cizre de bêkestir” dedi. Her bir sokakta yaşamını yitirenlerin anılarının kaldığına dikkat çeken Tunç, "Orhan ile düğünümüz evimizin önündeki geniş caddede yapılmıştı. O en mutlu günümüzde yanımızda olan onlarca arkadaşımız bugün yok. Ne zaman gözüm o caddeyi görürse o gün çekilen halayları hatırlıyorum. O yüzden bizim acımızın hafiflemesi dahi çok zor. Bir ömür yaşayacağız.

     

    ifadeleri ile duygularını aktardı. 

     

    ‘ORADAN HER GEÇTİĞİMDE KAHROLUYORUM’

     

    Eşinin yaşamını yitirdiği bodrumların üzerine inşa edilen TOKİ’lere değinen Tunç, oradan geçtiği vakit hissettiklerini şu sözlerle aktardı:

     

    Yasak kalktıktan sonra bodrumların olduğu bölgeye gittim. 1'inci bodrum küle dönüşmüştü. Hala insan parçaları oralardaydı. 2'nci bodrum enkaza çevrilmişti. Geride bir şey bırakmamışlardı. Orhan'ın olduğu 3'üncü bodrumda ona dair bir şeyler aradım. O odalarda onların elbiseleri vardı. Bir ekmek parçası ve biraz makarna kalmıştı. O gün onların ne kadar zor şartlar altında direndiğine bir kez daha şahit oldum. Ne zaman Cudi mahallesinden geçsem içim yanıyor. Bodrumların üzerine TOKİ konutlarının yükselmesi bizi çok üzdü. Ne kadar şaşalı TOKİ konutları inşa etseler de yaşananları asla unutmayacağız. Çocuklarımızın kanı üzerine yapılan TOKİ konutları hiç kimseyi mutlu etmiyor. Oradan ne zaman geçsem kahroluyorum. Bu onurlu herkes için geçerli.

     

    ‘ZAFER YOLUNDA ONLARIN MİRASINI DEVR ALDIM’

     

    Yaşanan büyük acılara rağmen halkın toparlandığını kaydeden Tunç, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Cizre ilçe örgütünde yöneticilik yaptığını söyledi. Orhan ve Mehmet'in mirasını devralmak için ve halkımın yanında olabilmek için yöneticilik yapıyorum” sözleri ile bunun nedenini açıklayan Tunç konuşmasını şöyle sürdürdü:

     

    Ne zaman partiye gitsem hep Mehmet'in öğrettikleri aklıma geliyor. Benim için bir öğretmendi. Gelin olarak geldiğim günden sonra hep çatışmalar yaşandı. O hep halkı ile iç içeydi. Bize çok az zaman kalıyordu. Ama kısa zaman olsa Mehmet bizleri toplayıp dinlerdi. Bize moral verirdi. Mutlaka kazanacağımızı söylerdi. İşte ben de bu zafer yolunda yer almak için onların mirasını devir aldım. (MA)