• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-10-30
  • Toplumun varsayılanları ayrıcalıklı grubun istediği gibi biçimlenir

    Deniz Aydemir Döke

    Herkes bir ayrıcalığı olsun ister. Toplumsal açıdan ne acaba bu ayrıcalık? Kardeşlerin içinde ilk göz ağrısı ya da tekne kazıntısı olmak; evlatların içinde erkek olmak; erkeklerin ya da kadınların içinde heteroseksüel olmak; gözü görüyor, kulağı duyuyor, eli ayağı tutuyor, zekâ seviyesi “normal”, yüzüne bakılacak kadar güzel olmak; bizim ülkemizde Sünni Müslüman olmak; Türkiye haritasının hepsinin bizim olduğunu söylesek de, bölünmesinden çok korksak da o bölünecek de kaybederiz diye korktuğumuz memleketlerden olmamak; üst sosyoekonomik sınıftan olmak… Bu listeyi uzatmak mümkün tabii. Kısaca ayrıcalıklı olmak doğuştan torpilli olmaktır diyebiliriz. Daha resmi bir dille açıklamak gerekirse, ayrıcalıklı olmak ait olunan grup itibariyle imtiyazlı kılınmak yani öteki ya da ezilen olmamak demektir. Bu öteki, ezilen ve ayrıcalıksız olmayanların günlük yaşamları nasıl oluyor dersiniz?

     

    Erkekseniz ortalamada daha fazla eğitim alırsınız, mecliste ve yönetim kesiminde ezici çoğunluğu oluşturursunuz. Siz başarılı olduğunuzda kimse şaşırmaz, bakir olup olmadığınız bir toplumsal mevzu olmadığı gibi bakir değilseniz “namussuz”,” iffetsiz” gibi sıfatlarla tanımlanmaz, tecavüzcünüzle evlendirilmez ya da aileniz tarafından katledilmezsiniz. Sizin uçkurunuzun namusu her daim temizdir ya da bir çeşit dokunulmazlığa sahiptir. Sizin namus da size “ait olan” kadınların namusuyla ilgilidir, söz konusu namusun temizliği de size aittir.

     

    Cinsiyetten cinsel yönelime geçelim; eğer heteroseksüelseniz, sevdiceğinizi başkalarıyla tanıştırabilirsiniz, ilişkinizi saklamak zorunda değilsinizdir, eşinizle el ele görüldünüz diye işten çıkarılmazsınız; aileniz sizi karşı cinsten hoşlandığınız için reddetmez ya da sizin ölümünüzü istemez. Heteroseksüel bir erkekseniz yaşadınız. Hele bir de sağlamsanız durum dadından yenmez olmuştur. Sağlam olmanın ayrıcalıkları nelermiş? Biraz yakından bakalım.

     

    Sağlamlar sağlam olduklarının farkındalığını göz ardı edip kendilerini herkes gibi bir insan olarak görüp yaşamlarını sürdürebilirler.

     

    Kimse sağlamları yolda yürürken kolundan tutup çekmez, ya da sağlamlar “Zor olmuyor mu böyle?”, “Ailen yok mu senin?”, “Seni neden böyle tek başına salıverdiler?” gibi sorulardan muaf tutulur.

     

    Sağlamların cinselliğinden, romantik bir ilişkide yer alıp alamayacağından hatta anne baba olmaya yetkin olup olmadığından kimse varsayılan olarak şüphe duymaz.

     

    İş başvurularında, “Acaba sağlam olduğum için ayrımcılığa uğrayacak mıyım?” diye endişe duymazlar. Sağlamlar yeni bir ortama girdiklerinde ya da profesyonel toplantılarda sağlam olmanın dışındaki yeterlilikleriyle dikkat çekerler.

     

    Sağlamların diploması her yerde geçerlidir.

     

    Kimse sağlamlara üniversite tercihlerinde “Sağlam olan adayların, durumlarını göz önünde bulundurarak tercih yapmaları tavsiye olunur” gibisinden bir öneride bulunmaz.

     

    Hiçbir öğretmen sağlamların ailesine “Ay ben onu sınıfımda görmeye dayanamam.” ,“Benim 30 tane daha öğrencim var, sizin sağlam çocuk için engelli öğrencilerimin geri kalmasını göze alamam.” demez. Ya da veliler öğretmene “Bu sağlam çocuk benim çocuğumun psikolojisini bozacak, benim çocuğumu onunla yan yana oturtmayın”  demez.

     

    Sağlamlar erişilebilirlik bahanesiyle tecrit edilmezler.

     

    Sağlamların topluma bulunabileceği katkıdan kimsenin şüphesi yoktur ve başarılı olduklarında bu nedenle şaşkınlıkla karşılanmazlar.

     

    Sağlamların söylediği bir şey sonra engelli biri tarafından söylendiğinde daha çok kıymet görmez.

     

    Yetişkin sağlamlar, çocuk gibi muamele görmez.

     

    Yetişkin sağlamlarla yetişkin engelliler bir yere gittiğinde, sağlamları ilgilendiren sorular engellilere sorulmaz.

     

    Sağlamlar ne yemek yiyeceklerinden, çaylarını nasıl içeceklerinden, ne yapmak istediklerinden kendileri sorumludur, kendilerinin sözcüsü olabilirler.

     

    Sağlamların başarılı olmasına şaşırılmaz.

     

    Sağlamlar kapıdan dışarı adım atacaklarında, kaldırımların ve toplu taşıma araçlarının erişilebilir olup olmadığını düşünmek zorunda değildir.

     

    Sağlamlar bir yere gideceğinde tuvalete gidip gidemeyeceklerinden endişe duymaz, ya da bu endişe sadece kullanılacak tuvaletin temizliğiyle ilgili olur.

     

    Sağlamlar hastaneye gittiklerinde “Acaba işitme engelli personelle nasıl iletişim kuracağım, ben işaret dili bilmiyorum ki” diye düşünmez.

     

    Sağlamlar numara alıp sıra beklerken, sıranın kendilerine gelip gelmediğini nasıl göreceklerinden endişe duymazlar ya da yapılan duyuruları nasıl duyacaklarıyla ilgili de kaygılanmazlar.

     

    Sağlamlar yaşayacakları yerin onlar için erişilebilir olup olmadığıyla ilgili endişe duymazlar.

     

    Sağlamlar asansör olup olmadığından, varsa düğmelerinin erişilebilirliğinden, merdivende tırabzan olup olmadığından, ya da rampaların standartlara uyup uymadığından etkilenmezler.

     

    Sağlamların “Acaba bu kitabı nasıl okuyacağım, bu kitaplar da hep Braille olarak basılıyor” diye bir derdi olmaz.

     

    Sağlamlar internet sayfalarının erişilebilirliğiyle ilgili endişe duymaz. Bu ayrıcalıklı sağlamların bilgiye erişimi de sağlamdır yani.

     

    Kısaca ayrıcalık kimin ciddiye alınacağını, kimin kendiyle ilgili karar verebileceğini, kimin kime ne için sorumlu olduğunu belirler. Toplumun varsayılanları ayrıcalıklı grubun istediği gibi biçimlenir. Ayrıcalık belli bir gruptaki insanların bir yere dâhil olmasını, saygı görmesini ve topluma kabullünü varsayılan olarak mümkün kılar. Ayrıcalıkların olmadığı, eşit, erişilebilir ve engelsiz günler dileğiyle.

     

    Kaynak: engelsizerişim