• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-10-15
  • helin’in erkek egemenliğinin son kurbanı olması bir teselli olurdu ama o ağları dağıtmadan bu o kadar zor ki

    Ayşe Düzkan

    helin palandöken’in öldürülmesi haberiyle aynı sırada, ünlü abd’li rapçi, nelly mahlaslı cornell haynes’in, turne otobüsünde tecavüz ettiği 21 yaşındaki kadın şikayetini geri aldı. avukatı karen koehler, konuyla ilgili açık mektubunda müvekkilinin, olaylar anlattığı şekilde gerçekleşmediği ya da polisin bu adamı tecavüz zanlısı olarak soruşturmasını istemediği için değil, sistemin kendisine ihanet edeceğine inandığı için başvurusunu çektiğini açıkladı.

     

    genç kadın, hastaneden eve gider gitmez telefonu çalmaya başlamıştı ve arayan çeşitli yayın organlarının muhabirleriydi. karen koehler, aynı mektupta, “bir gün dünya değişecek ve bir ünlünün kadınları incittiğine inanılması için otuz kadının tanıklığına gerek kalmayacak,” derken, harvey weinstein’ın onlarca kadını taciz etmiş olmasından bahsediyordu. ünlü prodüktörün kendisine tecavüz ettiğini ve başka vakaları twitter üzerinden duyuran oyuncu rose mcgowan’ın hesabının askıya alındığını ve kadınlar tarafından twitter’in bir gün boykot edildiğini biliyorsunuz.

     

    erkek şiddetini ve basının şimdiki halini türkiye’ye ya da doğu’ya mahsus sananlar yanılıyor. böyle cana kasteden, cinsel saldırılarla ortaya çıkan kadın düşmanlığı çeşitli biçim ve düzeylerde dünyanın her yerinde var çünkü patriyarka evrensel. ancak kadın hareketinin, devlet politikalarını etkileyebilecek kadar güçlü olduğu ülkelerde sayılar, oranlar düşebiliyor.

     

    evet, devletin yani kamunun tutumu çok önemli. örneğin helin, mustafa’dan rahatsız olduğu twiti attığı sırada başvurabileceği, -karakolda olur, okulunda olur- bir merci bulabilse ve ailesinin haberi olmadan, giyimi kuşamı, ilişkileri sorgulanmadan destek alabilse, bu cinayet önlenebilirdi.

     

    ayrıca böyle suçlara niyet edenleri caydıracak çok şey var. en başta yasalar! solcular sadece slogan attıkları için yerlerde sürüklenirken helin’in katili mustafa yetgin’e kelepçe bile takılmaması tabii ki özendirici. ve daha önce, kadınları katledenlerin, mahkemelerde gördüğü hoşgörünün de kendisine cesaret verdiğine şüphe yok. üstelik mahkeme karşısına çıkar çıkmaz, erkek arkadaş çevresinde kahraman muamelesi görme ihtimali yüksek.

     

    ama çok kısa bir süre önce, elazığ’da, kızını boğazını keserek öldüren babanın bu kadar ilgiye mazhar olmamasını ne açıklıyor? babaların kızları üzerinde, başka erkeklerden daha fazla hakkı olduğu inancı mı yoksa işin içinde “aşk” gibi köpürtülecek bir şeyin olmaması mı?

     

    izninizle şunun altını çizmek istiyorum; şiddeti, yıkımı tutkunun, aşkın yüksekliğinin ya da derinliğinin bir alameti olarak estetize eden her şey erkek şiddetine destek veriyor. evet, “aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” da dahil. zaten mustafa yetgin de bileklerini kesmeye kalkmış ama becerememiş. acaba cephanesi mi bitmişti, yoksa neden kafasına sıkıp gitmesin?

     

    ama birçok erkeğin cinayeti, bir başkasına zarar verdikleri bir eylem değil de bir özyıkım hareketi (kendi başını yakmak!) olarak görmeleri şaşırtıcı değil mi? bunu sadece şımarıklıkla açıklamak mümkün değil bence, sevdikleri “ama kendilerinin olmayan” insanı insan değil de tüketmek istedikleri bir nesne olarak gördükleri için olabilir mi?

     

    aşkta biricik olma ve tekeşlilik fikriyle büyütülmüş insanların sevdiklerinin başkasına/başkalarına ilgi duymasını incitici bulmaları olağan. ama gündelik hayatımızdaki kıskançlık konusu bunun çok ötesinde bir mesele. tekeşli kalmakla yükümlü kadınların, erkeklerin çokeşliliğini kabul etmek zorunda olması, bugün belki otuz yıl öncesinden daha fazla dayatılıyor çünkü bu erkeklerin üstün olduğu fikrinin son kalelerinden biri. erkek kıskançlığı yani kadınların tekeşli olması zorunluluğu ve yine kadınların bu konuda gerçekleri yansıtmayacakları için sürekli denetlenmeleri gerektiği varsayımı bunun sonuçlarından biri. (şiddet ihtimaline rağmen açıksözlü olunması mecburiyeti de patriarkal bir zırvalık!) oysa bir arkadaşınızın size yalan söylediğini düşündüğünüzde onu sürekli sorularla boğmaya ya da dövmeye kalkmazsınız; ‘bana göre bir arkadaş değilmiş’ der, ondan uzaklaşırsınız. aynı şeyi aşkta yapmamanızın tek sebebi arzunun mantığa gelir yanının olmaması değil. çünkü birini özlemek tek başına gerçekleşen bir faaliyet, birini kaybetmekse başkaları nezdinde yenilmek demek. 

     

    bu oğlanlar büyürken her dedikleri yapılmasa, her istediklerini elde edebileceklerine, hiç kaybetmeyeceklerine inandırılmasalar, beğendikleri, sevdikleri birinin kendilerini istememesini bu kadar katlanılmaz bulurlar mı? (kaldı ki, cinayet işlemeseler bile kadınlara dünyayı zindan eden adamlar olarak büyüyorlar.)

     

    ve son olarak, görüyoruz ki, abd’nin bireysel silahlanmasını alıp cinayetlerini almamak mümkün değil. evet, öldürmek isteyen, ateşli silahlara, hatta bıçağa bile ihtiyaç duymuyor ama ateşli silahlarla çok daha fazla zarar verilebildiği ortada. twitter hesabında silah fotoğrafı bulunan mustafa yetgin, eğer basın doğru aktardıysa, bir av mağazasından alışveriş etmiş; yine basına göre ifadesinde silahı internetten aldığını söylemiş. avcılık zaten katillik ve yasaklanması gerek ama silahlara bu kadar rahat ulaşılabilmesi insanların katlini de kolaylaştırıyor.

     

    helin beş yıl önce trafik kazasında ölen annesinin yanına defnedilmiş. onun öldürülmesini mümkün kılan ağları her gün ilmek ilmek örüyoruz. helin’in erkek egemenliğinin son kurbanı olması bir teselli olurdu ama o ağları dağıtmadan bu o kadar zor ki. (Artı Gerçek)