• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-11-23
  • 2018 asgari ücret tartışmalarında, "sadece enflasyon oranları kriter olmasın" diyerek perdeyi TİSK açtı

    Savaş bütçesi olduğu açıktan ilan edilerek işçi ve emekçilerin de o yayılmacı ve aynı zamanda kirli-karanlık politikaların parçası haline getirilmesi hedeflenen 2018 bütçe tartışmaları, büyüyen cari açıklar, durdurulamayan enflasyon, fırladıkça fırlayan döviz kurları, uluslararası ekonomik-politik keşmekeş, tırmanan işsizlik, kısacası gerçek bir kaos ortamı içinde burjuvazi ve işçi sınıfı açısından en önemli başlıklardan birini oluşturan asgari ücret tartışmalarının perdesi de açıldı.

     

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun* Aralık ayında başlayacak görüşmelerinden hemen önce bu perdeyi, komisyonda burjuvaziyi temsilen yer alacak Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) açtı. “İkinci Kurtuluş Savaşı” hamasetinin alıp başını gittiği bu günlerde TİSK de aynı telden çalarak, “asgari ücret belirlenirken sadece enflasyon oranı ölçüt alınmasın” çağrısı yaptı.

     

    Gerçi ondan önce bu perdeyi 2018 bütçe tartışmaları sırasında yaptığı konuşmayla Maliye Bakanı Naci Ağbal açmıştı. “Korkmayın asgari ücret bin 400 TL’nin altına düşmeyecek” deyivererek milyonların içine su serpmişti Ağbal… Bu söyleminin aslında burjuva hükümetin temsil ettiği sınıftan önce sahneye fırlayarak işçi ve emekçileri sıfır zamma hazırlamak anlamına geldiği açıktı.

     

    Dün açıklama yapan TİSK de daha açık konuşarak asgari ücret zammının belirlenmesinde 'tek kriter' olarak enflasyonun dikkate alınmamasını istedi. TİSK, resmi rakamlara göre yüzde 10.5, gerçek hayata göreyse aslında yüzde 20’leri enflasyonun altında bir zam istediğini buyuruverdi.

     

    Patronları temsil eden TİSK sadece bunu da istemedi. Geçtiğimiz seçim dönemlerinde oy karşılığı dağıtılan bir rüşvet olarak asgari ücrete yapılan komik zammın yine bütçeden karşılanan 100 TL’lik desteğin 2018’de de devam ettirilmesini istediğini söyledi.

    TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen tarafından yapılan bu açıklamalarda, 2018 yılı asgari ücret tespit çalışmalarında enflasyonun tek belirleyici olmaması gerektiği vurgusundan hemen sonra da, “İşsizlik oranları, verimlilik artışı, küresel, ekonomik ve siyasi gelişmeler, ekonomik riskler, rekabet gücü gibi belirleyici diğer değişkenler de dikkate alınmalıdır” dedi.

     

    Yani Önen aslında sadece son zamanlarda bizzat Tayyip Erdoğan öncülüğünde yinelenen “dış güçler üstümüze geliyor, bir kurtuluş savaşı atmosferindeyiz” tekerlemesini açıktan ifade etmedi. Ama işin ucu aslında oraya kadar gidecek görünüyor. İşçi ve emekçilere “bakın bu her yandan sarılmış, ekonomi batırılmak isteniyor, ülkemiz bölünmek isteniyor. Hep birlikte fedakarlık yapalım!” çağrıları eşliğinde asgari ücrete aslında sıfır zam yapılacak!

     

    Bu çağrılar yapılırken de “itibardan tasarruf olmaz” denilerek Saray’ın elektrikleri daha da parlatılacak, “çılgın projeler için gerekli bütçenin oluşması için vergilere vergiler eklenecek, zam üstüne zam yapılan her şey karşısında “nasıl tasarruflu yaşayabiliriz” reklamları alıp başını gidecek, asgari ücrete yapılacak göstermelik zam için bile zaten patlatılmış cebimiz lime lime edilerek son kuruşlar da boradan çekilip “ağlayıp sızlayan o patronlara peşkeş çekilecek. Onların bunca ağlamalar içinde kar oranları nasıl büyüttüklerine dair tek bir kelime edilmeyecek.

     

    Kısacası sadece 7 milyon işçi ve emekçiyi değil, tüm bir işçi sınıfını ve toplumun ücretliler kesimini etkileyecek asgari ücrete gözümüzün içine bakıla bakıla yapılan sıfır zam bile aslında bizim cebimizden çekilerek patronlara aktarılacak bütçelerle yapılacak.

     

    Tüm bir çevremizin “vatan-millet-Sakarya” nidalarıyla kuşatılmaya çalışıldığı bu koşullarda dayatılması muhtemel bu derinleşmiş açlığı, yokluğu-yoksunluğu kabul edecek miyiz? Mesele bu…

     

    Sendikalara bakacak olursak işimizin yaş oluğu da açık. Keza işçi sınıfını temsilen en fazla üyeye sahip konfederasyon olarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılacak Türk-İş’tense henüz ne bir ses ne de bu süreci sınıf lehine ortalama bir rakama bağlayacak bir mücadele hazırlığı var. Diğer sendikalarda da durum farklı değil. Bir ay sonra sınıfın tümünü ilgilendirecek kritik bir karar alınacak ama sendikalar bol verilerle yoksulluk sınırı-açlık sınırı araştırmaları yapmak dışında kılını kıpırdatmamaya yeminli görünüyor.

     

    Kısacası herkes aslında kendi gemisini yürütmekle meşgul… Ve bunu yaparken de bizim örgütsüzlüğümüze tam bir güven içinden şekillenen bir rahatlık ve pervasızlıkla hareket ediyor!

     

    ***

     

    *Asgari Ücret Tespit Komisyonu, işçi, patron ve aslında yine patron anlamına gelen hükümeti temsilen beşer kişiden oluşan 15 kişilik bir komisyon. Aralık ayının ilk haftasında yapılacak toplantılarda işçi ve patron temsilcileri talep ve görüşlerini sunacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu başkanlığında toplanacak komisyonda, işçi tarafını Türk-İş, patron tarafını TİSK temsil edecek.

     

    Bakanlıktaki toplantının ardından Türk-İş ve TİSK’in ev sahipliğinde de toplantılar yapacak komisyon, Aralık ayı bitmeden bakanlıktaki son buluşmayla 2018 yılı için geçerli olacak asgari ücreti belirleyecek.