• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-12-03
  • anti-emperyalizm, ruhani’yi, esad’ı hatta nasrallah’ı överek yapılacak bir şey değil

    ayşe düzkan

     

    türkiye’nin mal varlığına el koyduğu reza zarrab abd’de tanık koruma programın alındı. oraya giderken gözaltına alınacağını bilen adam geride el konulacak ne bıraktıysa artık. henüz 33 yaşında, birkaç yıl içinde maceralı ve bol paralı hayatına bıraktığı yerden devam eder. ve çoğunluğun kendini çaresiz bir yoksulluğa, yoksunluğa mahkum hissettiği bir ülkede, onun yerinde olmaya can atan binlerce genç adam vardır. 

     

    zarrab gibi, gibi rahata bile değil lükse alışık bir adamın ufacık bir baskı karşısında bile direnç göstermesi zor; onunla iş tutanların bunu akıl etmemeleri inanılır gibi değil. ya da belki de onun bu özelliğinin başlarına bela olabileceğini akıllarına bile getirmemişlerdi.

     

    baştan başlarsak, ambargo, bir ülkenin yönetimine değil, halkına zarar veren bir baskı yöntemi. özellikle ekonomik ve diplomatik olarak güçsüz ülkelerin egemenliklerini çiğneyen bir yöntem. bilindiği gibi iran, şah rejiminin yıkılmasından kısa bir süre sonra, abd ile ilişkilerinin değişeceği kesinleşince, ambargoya maruz kaldı; bu yaptırımlar yıllar içinde derinleşti. iran’a yönelik ambargo kabul edilir olmadığı gibi, türkiye 2010 yılında bm’nin yaptırımına karşı çıkarak gayet doğru bir iş yaptı ve ambargonun delinmesi adildir. türkiye iran arasındaki ticari ilişkiler de yeni değil. ancak bugünkü iktidarın bunu neden 30 yaşına bile gelmemiş, sefih bir maceracı eliyle yürütmeye çalıştığı ayrı bir konu. ama, bugün casusluk yaptığı gerekçesiyle mal varlığına falan el koyduğu bu insanı uzun zaman boyunca neden koruduğu yavaş yavaş belirginleşiyor.

     

    geçen hafta boyunca biz züğürtlerin çenesini yoran meblağların, o meblağların dolaştığı ilişkiler ağının ambargonun delinmesiyle ilgisi yok. konu iran ve türkiye halklarının ceplerinden, sofralarından çalınmış paralar ve bunları, kimlerin, nasıl iç ettiğiyle ilgili. eğer mevzu iran ambargosunun delinmesi olsaydı, zarrab’ın ortağı babek zincani iran’da rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla yargılanıp idam cezasına mahkum edilmezdi.

     

    idam demişken şunu da hatırlatmalı; iran’a yönelik ambargonun bu ülkedeki baskıyla falan da alakası yok, ne abd’den ne de bm’den bir yaptırım görmüş olan nice baskıcı rejim var dünyada.

     

    bugünkü abd-türkiye gerilimini fethullah gülen cemaati üzerinden okumak yanıltıcı. iktidar, eski ortağının ortadan kaldırılmasını istemediğinden değil ama hem suriye savaşının türkiye’nin hiç tahmin etmediği sonuçlarla bitmesi hem de adeta fabrika ayarları sayılabilecek “kürt annesini görmesin” sendromu daha belirleyici. (burada bir parantez açmak istiyorum; daha sonra son derece şaibeli olduğu ortaya çıkartılan ceylanpınar olayıyla son bulan çatışmasızlık süreci, türkiye’nin suriye’deki savaşa girmeyi planlaması ve iki cephede birden savaşmayı göze alamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. suriye’ye, tsk’yı alana sürmeden müdahale edilebilmesi ihtimalleri ortaya çıkınca, kürt cephesi yeniden açıldı.)

     

    allah affetsin, bugünkü politikaların mimarı olan davutoğlu, “oynak merkez”den söz eder. dünyanın büyük güçlere falan ihtiyacı yok ama onun bakış açısı, sadece manevralarla büyük güç olunamayacağını da göz ardı eder. ve türkiye’nin hep abd’nin stratejik ortağı olacağını varsayar. zarrab gibi biriyle yola çıkmanın bir sebebi de bu güven.

     

    en azından bu sitenin okurları, büyük güç olmak için yola çıkan bir ülkenin politikalarına anti-emperyalizm adının verilmesinin emperyalizme karşı mücadele ederken canından, hayatından olan binlerce insana hakaret olduğunu bilir tabii. ama bunun kadar önemli olan bir nokta daha var. emperyalizm karşıtlığı, herhangi bir tartışma zemininde, abd’nin, ab’nin ya da başka bir emperyalist odağın karşı tarafında duran ülkelerin tarafını tutmak değil. emperyalizm karşıtı mücadele, tartışmalarda, sosyal medyada suriye’yi, iran’ı hatta küba’yı savunmakla da sınırlanamaz. bu ülkelerin halkını hesaba katmayan bir politik hat da değildir. hatta sadece halkların çıkarlarını savunmakla yetinemez, bunu halkların öznesi olduğu bir hareket haline getirmeyi de gerektirir. anti-emperyalizm, hasan ruhani’yi, beşar esad’ı hatta hasan nasrallah’ı överek yapılacak bir şey değil, öyle büyük laflara, büyük işlere de gerek yok, abd vietnam’ı işgal ettiğinde hippilerin askerlik celplerini yaktıklarını hatırlayabiliriz mesela.

     

    şu soruların cevaplarını biliyoruz: iran, türkiye ve makedonya vatandaşı olan reza zarrab iran’da yargılanmamak için kaçmış, türkiye’de yargılanabilmesi ihtimali var mı? iran halkının dostu olan bir ülke o halkın cebinden çıkmış paraların hesabını kendi mahkemelerinde sormaz mıydı?

     

    o mahkemelerin kurulamadığı bir ülkedeki halk hareketi, krizlerin ortaya çıkarttığı çatlakların, yarıkların içinden ilerler. abd’nin stratejik ortaklarından birini, kürtleri ezebilmek için yeni bir pozisyon aldı diye emperyalizm karşıtı saymak isteyenler olabilir tabii ama şükür ki halkın sağduyusu, öfkesi ve gücü başka yönde.

     

    Artı Gerçek