• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-11-21
  • ezilenlerin kendileri dışındaki halkı da ikna etmeleri önemli. ama toplumun ikiyüzlülüğüyle uzlaşmamaları şart

    ayşe düzkan

     

    bu terimi gördüğünüz zaman, baskının, haksız, hukuksuz bir şiddetin yaklaşmakta olduğunu bilirsiniz. 

     

    “toplumun hassasiyetleri”, türkçenin belki de en ikiyüzlü, en sahte hatta sahtekâr kavramlarından biri. ne toplumla ilgisi var ne de hassasiyetle. hassasiyetle alakası olmadığı gibi, kaba saba, acımasız, bir şiddete, haksızlığa bahane yaratmanın aracı.

     

    “toplumun hassasiyetleri”ndeki toplum, ezilenleri dışlanmış bir topluluk; içinde eşcinseller, biseksüeller, transseksüeller, kürtler, aleviler, ermeniler… yok! sadece onlar da değil; toplumun çiğneyip bir kenara attığı insanlar, örneğin deliler, seks işçileri, madde bağımlıları da bu terimdeki “toplum”u oluşturmuyor. boşanmış kadınlar, özgür yaşayan kadınlar, gönlünün çektiğiyle birlikte olan, kimseye eyvallahı olmayan kadınlar da.

     

    şu ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim: icap ettiğinde hassasiyetleri hukukun falan önüne geçen “toplum”, en acımasız biçimlerde sömürülenleri içeriyor hatta onların sırtında yükseliyor. asgari ücrete günde on saat, haftada altı gün çalışan, izin gününde mesaiye kalmasa evini geçindirmesi imkânsız olan adam heteroseksüel, türk ve sünni olduğu için kendini üstün hissediyor. işçiyle patronun, kocayla karısının, köşe başındaki tacizciyle rahatsız ettiği kadının tek ortak noktası “toplumun hassasiyetleri”.

     

    “iki yıldır zam almadan günde on saat çalışıyorsun, ben de o arada üç villa aldım ama aynı milletin çocuğuyuz ve ermeni döllerine, kürtlere bu vatanın ekmeğini yedirmeyiz, kardeşim!”deki hassasiyetler mesela.

     

    bunlar ancak toplu halde ifade edilir; laf anlamaz, söz dinlemez, kanun, kural tanımaz infialler halinde. toplum hassasiyetleriyle transların evlerini taşlar mesela. eşcinsellerle dalga geçer, kürtleri öldürmeye, allah inancı olmadığını düşündüklerini yakmaya kalkar. hep hassasiyetten. ve ceza almayacağını bildiğinde daha bile ileri gidebildiği olmuştur.

     

    toplumun hassasiyetleri deyince, yoksulluğun sertleştirdiği, acımasızlaştırdığı, birbirinden güç alarak günah ve suç işleyebilecek ve bütün bunları ertesi gün bilincinin diplerinde bir yerlere sıkıştıracak ve bir aksilik olur da yargılanır hele de cezalandırılırsa kendini çok çok mağdur hissedecek bir erkek güruhu geliyor gözümün önüne. ama haksızlık etmeyeyim; hepsi bu değil, açıkçası.

     

    çünkü toplumun hassasiyetleri alicenaptır da: mesela “kadınlarımız”a uygun gördüğü hakların verilmesine karşı çıkmaz. ama şunu da unutmamalı, toplumun hassasiyetleri’ndeki toplum dışladıklarının ne fikirlerini ne yaşadıklarını ne varlıklarını dikkate alır; o kadar olacak tabii; sonuçta koskoca toplum! ama mesela kürtler, eğer toplumun hassasiyetlerini dikkate alırlarsa, baskı görmelerine karşı çıkabilir, neden olmasın? ama tabii kendi dillerini konuşmak falan… olmaz yani. ya eşcinseller; neden heteroseksüellere benzemiyorlar, öyle olsa toplumun hassasiyetleri, öldürülmelerine karşı çıkabilir, zaman zaman! 

     

    ama hukuk, toplumun ne hassasiyetlerini ne de düşüncelerini dikkate alarak karar vermez, vermemeli; en azından normal şartlarda. konu komşu akrabalar olarak zuhur eden toplum 19 yaşındaki bir kadının babasının evinden ayrılıp kendi hayatını çizmesini doğru bulmaz, babanın kızını eve kapatmasını, her gün dövmesini hoş görür ve yine aynı babanın kızını taciz etmesini görmezden gelir! hukuk bunu yapamaz.

     

    aynı şekilde, hukuk ezilenlere yönelik saldırıları engellediği, ezilenlerin siyasal mücadelesini, her türlü önyargının saldırısından koruduğu zaman hukuktur ve bu değiştiği zaman biliriz ki rejim de değişiyor. ezilenlerin hakları, güvenliği toplumun hassasiyetleriyle, o hassasiyetleri dikkate alanların müdahaleleriyle sağlanmaz.

     

    cumhurbaşkanı tayyip erdoğan’ın 2002 yılında eşcinsellerle ilgili sözleri, onların hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alınması gerektiğini, muhatap oldukları muameleleri insani bulmadığını söylediği sık sık anılır. kendisi belki bunları söylerken samimiydi ve belki hâlâ öyle düşünüyordur. ama işte o hak ve özgürlüklerin yasal güvence altına alınması ankara valiliğinin, içinde toplumsal duyarlılıklar, genel ahlak, genel sağlık gibi ifadeler geçen bir açıklamayla yasakladığı, lgbti’lerle ilgili faaliyetlerle sağlanıyor. 

     

    tıpkı kürtlerin haklarının neredeyse sürekli baskı altında olan kendi kurumları, hareketleri ile sağlanması gibi. tıpkı kadınların haklarının, özgürlüklerinin, güvenliklerinin yıllardır süren mücadeleler, bin bir emekle ayakta tutulan kurumlarla sağlanması gibi. ya da bugün ermenilerle ilgili çoğumuz, örneğin yirmi yıl öncesinden daha bilgiliysek bunu başta hrant dink olmak üzere ermeni yazarlara, agos’tan nor zartonk’a, kamp armen’e kadar uzanan bir mücadeleye borçlu olmamız gibi.

     

    ezilenlerin kendileri dışındaki halkı da ikna etmeleri önemli. ama toplumun ikiyüzlülüğüyle, kibriyle, acımasızlığıyla uzlaşmamaları şart.

     

    ama hepimizin kendimize de sormamız gerekiyor: acaba benim de dikkate aldığım bir hassasiyeti var mı şu toplumun?

     

    Artı Gerçek