21 Mayıs 2008
Boş hayallere karnımız tok
Barack Obama ABD başkanlığına doğru gidiyor. Yoksa ayaklar baş mı oluyor?
Alınteri, Sayı: 55, 20 Mayıs 2008
ABD Başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı olmak için yarışan
Barack Obama ile ilgili sempati dolu haberler medyada sık sık görülmeye başlandı. Kimi gazeteler, Obama’yı şimdiden
"ABD’nin ilk siyah başkanı" ilan ettiler bile!
ABD’de ırkçılığın
400 yıllık bir geçmişi var. O zaman köle olarak
Afrika‘dan getirilen siyahlar, tarlalarda, ev hizmetlerinde zorla çalıştırıldılar. Onlar için her şey yasaktı. Kırbaçlanmak, dayak, işkence, ölüm ve linç ise serbest! Beyaz ırkçı
Ku Klux Klan örgütü üyeleri, birçok filmde seyrettiğimiz gibi siyahların evlerini içindekilerle birlikte yakıyorlardı!
ABD’de ırk ayrımcılığı yasal olarak ancak
1964‘te kaldırıldı. Ama siyahlar çoğu zaman kağıt üzerinde kalan bu kazanıma dek amansız mücadeleler vermek zorunda kaldılar.
1955‘te
Rosa Parks adlı kadın, otobüste bir beyaza yerini vermeyi reddettiği için tutuklandı. Otobüslerde siyahlarla beyazların oturduğu yerleri ayıran yasa, 381 günlük otobüs boykotundan sonra kaldırıldı! Irkının haklarını savunan pek çok siyah lider katledildi, tutuklandı.
Bütün bunlara bakarak, pek çok kişi, Obama’nın başkanlığında
"ayakların baş olması" ihtimalini görüyor. Kasım 2006′da evlilik arifesindeki
Sean Bell adlı siyah gencin 50 kurşunla vurularak öldürülmesi suçundan yargılanan polislerin masum bulunması gibi olayların bir daha yaşanmayacağını bekliyor.
ABD’de nüfusun sekizde birini oluşturmalarına rağmen, siyahların dörtte biri, beyazların ise yüzde 8′i yoksul. Cezaevlerindeki siyahlar üniversitede okuyanlardan daha fazla. Çoğu düzenli bir işte çalışamıyor, uyuşturucudan fuhuşa birçok suça itiliyor. Yasalar, siyahlar üzerinde yoğunlaşan sömürüyü, aşağılama ve horlamayı kaldırmıyor!
Peki siyahları siyah bir başkan
"kurtarabilir" mi? Hayır, hayır, bin kez hayır! Sean Bell’i vuranlardan ikisi siyah polislerdi. ABD emperyalizminin Dışişleri Bakanı
Condoleeza Rice cadısı da ataları köle olan bir siyah değil mi? Şimdiki moronun babası
Bush devrinde ABD’nin ilk siyah Genelkurmay Başkanı olan
Colin Powell, daha sonra ilk siyah Dışişleri Bakanı olup Irak’ın tepesine bomba yağdırmamış mıydı? ABD emperyalizminin paralı asker ordusuna bu yoksunluklar içerisindeki siyahlar, Latin kökenliler gönderilip Irak halkının kanına elleri bulaştırılmıyor, vahşi bir ölüm makinesine çevrilmiyor mu?
Konut kredileri krizinin, dünya jandarmalığının faturasını siyahıyla beyazıyla işçi sınıfının üzerine yıkan ABD emperyalizminin tam da bugünlerinde, Obama ile ilgili hayaller, emekçileri baştan çıkarmak isteyenler için belki hoştur, ama bizim için boştur! İşçi sınıfı sömürüden tam kurtuluşu ırk-ulus-cins ayrımcılığına, baskı ve aşağılamaya karşı dövüşmeden elde edemez. Siyah emekçileri kurtaracak olan da, karşısına çıkarılan Obama gibi yeni
"siyah" baloncuklara kanmadan emekçi sınıfın bir parçası olarak emperyalist kapitalizmin ininde mücadele etmektir.
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER