• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2018-01-28
  • Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişlerinin 97. yıldönümündeyiz!..

     

     

    Tarih, 10 Eylül 1920.

    Genç Sovyetler Birliği'nin Bakü kentinde bir toplantı. İstanbulAnkaraİneboluZonguldakEreğliSamsunTrabzonRizeErzurumEskişehir ve Konya'dan elli bir, yurtdışındaki politik göçmenlerden yirmi dört kişinin katıldığı bu toplantı da bir parti inşa ediliyor: Türkiye Komünist Partisi.

    Teşkilat dönemlerini geçiren ve şimdiye kadar birer grup halinde yaşayan komünistler, bu kongreden teşkilatlı ve birleşmiş bir parti olarak çıkacaktı. Bu partinin kurucu önderi Mustafa Suphi kongrenin kapanış konuşmasında şöyle sesleniyordu:

     

    Partinin önünde duran birinci görev, bundan sonra memleketimiz işçi ve rençberleri arasında fikrimizi kuvvetle ve hızla yayarak, halkın kaderini kendi eline verecek sebep ve kabiliyetleri hazırlamaktır... 
    Memleketimizin her türlü dereceden sınıf uzlaşmalarının ve yalanlarının ortaya döküldüğü böyle bir dönemde, böyle bir buhran döneminde halkın kaderini kendi eline alarak iş görmesi bir zaruret haline giriyor. Bu işte doğru yolu gösterme görevi, Komünist Partisi'nin üzerine düşmektedir. Komünist Partisi için memlekete musallat olan düşmanları kovmak nasıl bir görev ise, içte halkın sırtından geçinen yağmacı ve asalak sınıfları da hazır yiyicilik halinden çıkarıp, yumruk altında çalıştırmak da o derece esaslı bir görevdir.

     

    Türkiye'nin emperyalist işgalden kurtarılmasını acil görev olarak belirleyen TKP Kongresi, bu mücadelede Kemalist burjuvazinin yedeğine düşmemek, sınıf mücadelesine ara vermeksizin işçi sınıfı önderliğinde sosyalizme doğru yürümek, emperyalizmin işbirlikçisi sınıflara karşı işçi-köylü ittifakının kurulması, feodalizmin tasfiyesi, şovenizm ve ulusal zulme karşı mücadele, gençlik ve kadın kollarının kurulması gibi kararlar aldı.



    Bu hedef ve inançla, Mustafa SuphiEthem NejatHilmioğlu HakkıNazım İbrahimTopçu İsmail Hakkı, MK ajitatörleri Maksut Bahattin ve Hayrettin'in içinde olduğu toplam 15 komünist 28-29 Ocak 1921'de Sovyetler'den Türkiye'ye gelmek için yaptıkları yolculukta Kemalist burjuvazinin cellatları tarafından katledildiler. 15 Komünist, cellatlarıyla boğuşa boğuşa Karadeniz'e gömüldüler.



    Katliam onlar sınırı geçmeden çok önce hazırlanmıştı. Onbeşler'in kavganın göbeğine dalma tutkusu, onları yeterince ihtiyatlı davranmamaya da sürükleyince bu alçakça plan işledi. Planın ilk adımı, Mustafa Kemal'in TKP'ye mektup yazarak TBMM'ye bir heyet göndermesi çağrısıyla başladı. Suphi ve yoldaşları pekçok zorluğu aşarak Türkiye'ye geldiler. Sınırı geçtikleri andan itibaren çeşitli yerleşim merkezlerinde, Mustafa Kemal'in emriyle Kazım Karabekir'in tertiplediği sözde halk gösterileri ve saldırılarla karşılandılar. Böylece, Erzurum yoluyla Ankara'ya gitmek yerine Trabzon üzerinden Batum'a doğru yöneltildiler. Bu arada Kemalizmin ajanları tarafından bir motora bindirildiler. Ve onbeşler denizin ortasında katledildiler.



    Sarsılmaz bir irade ile yürüyen ölümsüzleşenlerimizi devrim davamıza daha sıkı sarılarak yaşatacağız!

     



    Enternasyonlist önder Mustafa Suphi

     

    Fransa'da eğitim gören Mustafa Suphi'nin siyasal yaşamı, dönemin burjuva akımlarının etkisinde, hatta antisosyalist bir Osmanlı aydını kimliği ile başladı. Bir süre sonra, emperyalizme bağımlılığa ve gerici istibdat yönetimine karşı 1905 Rus Devrimi'nin estirdiği özgürlük rüzgarlarının verdiği esinin etkisiyle kurulan partilerden birisine, Osmanlı Sosyalist Fırkası'na üye oldu. Ancak 2. Enternasyonalist yanlısı partinin İttihat ve Terakki ile uzlaşmacı, oportünist politikalarına tepki göstererek ayrıldı. İttihat ve Terakki yönetimine yönelttiği eleştiriler nedeniyle sürüldüğü Sinop'tan 1914'te kaçtı. Esir düştüğü Rusya'da 1915 yılında, henüz genç bir devrimciyken Bolşevik Parti'ye üye oldu.



    Sovyetler'de Doğu halkları içinde, özellikle de Türklerin bulunduğu yerlerde Stalin yoldaşın direktifiyle ajitasyon ve örgütlenme çalışmalarına önderlik etti. İç savaş sırasında Denikin ve Petliyura çetelerine karşı çarpışan efsanevi 12. Ordu'ya katıldı.



    Rusya'da esir düşen askerler arasında sosyalist propaganda yaptı. Mustafa Suphi'nin örgütlediği Türk savaş esirleri (Kızıl Alay) Türkiye'ye dönerek ulusal kurtuluş savaşına katıldılar, askerler arasında sosyalist fikirleri yaymaya giriştiler. M. Suphi, Ekim Devrimive idealleriyle kısa sürede ve hızlı bir bütünleşme sağladı, propagandacı ve örgütçü özellikleriyle öne çıktı. 3. Enternasyonal'in Müslüman halklara yönelik yayınlarının yöneticisi oldu. Bunlardan Türkçe yayınlanan "Yeni Dünya"nın Türkiye'ye gizlice sokulup dağıtılmasını sağladı. 3. Enternasyonal'de Türkiyeli komünistlerin temsilcisi oldu.



    Onbeşlerin katledilmesinin ardından TKP'nin bir siyasi hareket olarak bundan sonraki tarihi revizyonizme evrilişin ve ardından ihanetin doruklarına tırmanışın tarihi oldu. Bolşevik önderlerinin katlinden sonra, 2. Kongre'sinden başlayarak, operasyonlar, tutuklanmalar, bölünmeler, merkezi düzeyde çözülme ve döneklik, mültecilik ve tasfiyecilik partiyi karakterize etti. Bugün artık TKP yok, ve gerçekte o, Mustafa Suphi yoldaşların katledildiği gün öldü.



    (*) Başlık Nazım Hikmet'in 1923'te Moskova'da yazdığı şiirden alınmıştır.