• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-06-18
  • İnşaat-İş'in 15-16 Haziran etkinliğine sınıf ruhu ve coşku damgasını vurdu

    İnşaat İşçileri Sendikası olarak Maltepe’deki Sokak Kültür Merkezi’nde düzenlediğimiz “15-16 Haziran direniş ruhu şantiyelerde” başlıklı etkinliğimizi inşaat işçisi üyelerimizin de katıldığı canlı bir atmosferde gerçekleştirdik.

     

    Sokak Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz etkinliğimiz, ilk olarak sendikamız adına yapılan açılış konuşmasıyla başladı. “15-16 Haziran direniş ruhunun işçi sınıfımızın mücadele tarihi açısından önemine ve bugünkü somut görevlerimiz bağlamında işçi sınıfı ile birlikte geçmişi de aşan yeni Haziranları nasıl yaratabiliriz”e vurgu yapılan açılış konuşmasının ardından ilk olarak sözü sendika genel sekreterimiz Remzi Yılmaz aldı. 


    "Bundan 47 yıl önce devlet eliyle sendikal bürokrasinin güçlendirilmesine karşı işçilerin isyanı olarak beliren şanlı 15-16 Haziran direnişi, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişidir" diyerek sözlerine başlayan Yılmaz; “Sendikalar Kanunu’nda yapılan değişiklikle sendikal örgütlenmenin ve grev hakkının kısıtlanması amaçlanıyordu” dedi. DİSK’te somutlanan işçilerin mücadele anlayışı ve inisiyatifini kırmak, sendikal harekette Türk-İş diktasını pekiştirmek için yasalarda değişikliğe gidildiğini belirten Yılmaz, “dönemin çalışma bakanının ‘çok yakında DİSK’in çanına ot tıkayacağız’ açıklamasında bulunduğunu ifade etti.

     

    16 Haziran 15 Haziran’a göre daha görkemliydi. Kimi verilere göre işçi sayısı 150 bini geçmişti ve Türk-İş yasanın arkasındaydı" diye konuşmasına devam eden Yılmaz; "buna rağmen sokağa çıkan Türk-İş üyesi işçilerin sayısı DİSK’li işçilerin sayısını geçti. Sayıları yüz bini aşan işçiler İstanbul Avrupa Yakası’nda üç koldan, Anadolu Yakası’nda ise iki koldan yürüyüşe geçti. Her iki yakadan işçilerin buluşmasından korkan faşist devlet, vapur seferlerini kaldırmanın yanı sıra Galata ve Unkapanı köprülerini açtılar ve işçilerin buluşmasını engellemeye çalıştılar” dedi.

     

    "İstanbul ve Kocaeli de sıkıyönetim ilan eden devletin ardından DİSK yetkilileri de büyüyen direnişi söndürmek için radyo ve TV’lerden anons yaptılar" diyen Yılmaz, “direnişin ardından 21 DİSK yöneticisi gözaltına alındı ve 5 binin üzerinde işçi önderi işinden atıldı” dedi.

     

    Remzi Yılmaz konuşmasına, “15-16 Haziran günleri korkuyla titreyen burjuvalar, dengeler değişip duruma hakim olduklarını görünce azgınca saldırdılar ve binlerce öncü işçi için kara liste hazırlayıp bu işçilere uzunca bir süre iş vermediler. Hatta hareketin başını çeken fabrikalardaki temsilciler ve işçi önderleri hakkında sıkıyönetim mahkemelerinde davalar açıldı. Fakat tüm baskılara rağmen sınıfın saflarında en ufak bir pişmanlık belirtisi görülmedi” diyerek son verdi.

     

    Onursal başkanımız ve kurucu üyemiz Mustafa Adnan Akyol da söz alarak kısa bir açıklamada bulundu. 15-16 Haziran direnişinin önemine vurgu yapan Mustafa abimiz, “15-16 Haziran’da işçi sınıfı sözünü sokaklara çıkarak, asker ve polis barikatlarını yıkarak söyledi. Bugün biz işçi önderlerine düşen görev ise şantiye-şantiye, fabrika-fabrika giderek işçileri örgütlemektir. İşçi sınıfına bizler 15-16 Haziranları yaratan bir sınıfız, onu yeniden yaratarak üzerimize çullanan patronlardan hesabı bu ruh ve bilinçle sorabiliriz. Bunu da hiç vakit kaybetmeden hemen yapmalıyız” dedi.

     

    Mustafa abinin konuşmasının ardından Haziran direnişi ile sendikamızın mücadele kesitlerinin birleştirildiği sinevizyon gösterimi yapıldı. Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren sendikamız kurucu üyelerinin de yer aldığı sineviyon gösteriminde alkışlar kesilmedi.

     

    Grup Rüzgarla Bir’in türküleriyle katıldığı etkinliğimiz, işçi ve direniş türkülerinin söylenmesinin ardından forum düzenine geçilerek devam etti. 15-16 Haziran direnişinde yer alan Ramazan abimizin o dönemi güçlü ve etkili bir dille anlatmasıyla canlılık kazanan etkinliğimiz, abimizin okuduğu şiirlerin ardından yer yer gülüşmelere sahne oldu.

     

    Askerden sonra çalışmak için İstanbul’a geldiğini ve o dönemde kendisi gibi birçok insanında çalışmak için büyükşehirlere geldiğini söyleyen Ramazan abimiz, işçilikle burada tanıştığını söyledi. “Çalışma koşullarındaki ağırlık ve geçim zorluğunu en yakından hisseden işçi sınıfıydı ve kazanılmış haklarımız devlet tarafından gasp edilmeye çalışıyordu” diyen Ramazan abimiz, “işçilerin bu saldırıyı püskürtebilmesi için direnmekten başka çaresi yoktu. O dönemin en belirgin özelliği de işçilerde bilinç vardı, mücadelenin ne olduğunu biliyordu ve ’68 devrimci kuşağının Amerikan askerlerini denize döküşünden cesaret alarak direnişe gözü kara giriyordu” dedi. 15 Haziran günü barikatları aşarak Unkapanı’na kadar geldiklerini söyleyen Ramazan abimiz, “DİSK’in çağrısıyla geri çekilmek zorunda kaldık ve fabrikalarımıza girdik. Fakat o hafta boyunca üretimde bulunmayarak direnişimizi kutladık” dedi.

     

    Ramazan abimizin arkasından sözü kökleri 15-16 Haziran direniş ruhunda yatan ve 1976’da işgalle sonuçlanan Profilo direnişinden Döne ablamız aldı. O da o dönem köyden şehre göçlerin yoğun olarak yaşandığı bir süreçte geldiğini söyleyerek “ilk işe girdiğimde 17 yaşındaydım. ‘İşin’, ‘emeğin’, ‘ekmeğin’ ve ‘direnişin’ ne olduğunu işçileşmeyle öğrendim” dedi. Temsilci arkadaşlarının işten atılmasıyla direnişe geçtiklerini ve üç gün boyunca fabrikayı işgal ettiklerini söyleyen Döne ablamız; “direnişteki en güçlü yanımız fabrikamızda öncü işçilerin devrimciler olması ve bilinçli bir mücadele yürütmemizdi. Öyle ki, o dönem aramızda gerici ve dinci arkadaşlarımız da vardı ama mücadeleye onlarda bizler kadar destek veriyorlardı ve direniyorlardı” dedi. Polisin fabrikayı boşaltmak için her saldırısını defalarca püskürtmemize rağmen üçüncü günden sonra askerin müdahale etmesiyle direnişimiz ‘belirli’ anlayışlar sayesinde zayıfladı ve işgali sonlandırdık diyen Döne ablamız; “bugün fabrikalarda mücadeleyi yükseltmek için o dönemin ruhunu da aşan güçlü bir sınıf bilinci gerek” dedi ve sözlerini bitirdi.

     

    Etkinliğimiz gelenlere teşekkürle birlikte içilen çayların ardından sona erdi.